Kayıtlar

Ağustos, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ANKARA GENÇLİK PARKI

Resim
1963 yılında tanımıştım Gençlik Parkı’nı. 1940-1950'li yılların en gözde eğlen dinlen mekânlarındandı. Hem belleğimin derinliklerinde yer almış olması hem de Genç Cumhuriyetin Sosyal Yaşam Merkezlerinden biri olması nedeniyle yazmalı ve sizleri geçmişe götürmeliydim. Parktaki gölet ve etrafındaki dinlenme yerleri, çay bahçeleri ve gazinolar, bir anlamda güncel sosyal yaşamın karşılaşma ve buluşma mekânları olarak kurulmuştu. Bu eğilim kendini epeyce bir süre taşımış, Ankara için geleneksel bir kullanım özelliğine doğru geliştirmişti. Ankaralıların yanı sıra benim hafızamda da Gençlik Parkı; kent içi dinlenme yeri, nikâh salonu, Göl Gazinosu, Zeki Müren’in ve meşhur sanatkarların izlendiği gazinolar, göl kenarı çay bahçeleri, sandalla gölde dolaşma eylem ve görüntüleri ile yüklenmişti. Göletin kenarındaki banklardan birine, Göl Gazinosu ve sanatçıların seslerini duyacak şekilde, bazen yalnız bazen de arkadaşlarla otururduk. Akşamları oturduğumuz bu banklarda, suda yansıyan ...

ANILARDA ANKARA PALAS

Resim
Küçük bir bozkır kasabası iken, küllerinden doğmuş bir ülkenin Başkenti olan Ankara’nın en eski semti Ulus’un, tarihi yapısının hikâyelerini ve mimarisini ancak aktif çalışma hayatım bitince öğrenmeye başladım. 1900’lerin başında sadece birkaç küçük konaklama yerinin olduğu Ankara’da, başkent oluşunun ardından bu tür mekânların çoğaldığı görülmektedir. Bu dönemde politik bir merkez olan Ulus’un sosyal bir merkez haline gelmesinde, Taşhan'ın yanı sıra, İkinci Türkiye Millet Meclisi binasının karşısında yer alan ve 1928 yılında İstasyon Caddesi üzerinde Cumhuriyet yöneticileriyle yabancı ülke temsilcilerinin bir araya gelebileceği bir yer olarak açılan Ankara Palas'ın önemli bir yeri vardır. Ankara Palas ya da eski adıyla Ankara Vakıf Oteli, Türkiye’nin ilk yıllarında Ankara’da milletvekilleri için bir sosyal tesis ve resmi konuklar için konukevi olarak hizmet vermiş, Türk siyasi hayatının birçok önemli olayına tanıklık etmiş, günümüzde halen Devlet Konukevi olarak kullanı...

ANKARA KURTULUŞ SAVAŞI MÜZESİ

Resim
  Günümüzde Ankara Kurtuluş savaşı Müzesi olarak bilinen Ulus meydanındaki I. Türkiye Büyük Millet Meclisi binasının yapımına, 1915 yılında başlanmıştır. Başlangıçta İttihat ve Terakki Cemiyeti kulüp binası olarak tasarlanmış yapının planı Vakıflar Mimarı Salim Bey tarafından yapılmış, inşasına ise kolordunun askeri mimarı Hasip Bey nezaret etmiştir. Türk mimari stilinde olan iki katlı binanın en belirgin özelliği duvarlarında Ankara taşı olarak da bilinen Andezit kullanılmış olmasıdır. Meclisin, 23 Nisan 1920'de bu binada toplanması kararlaştırıldığında henüz bitirilmemiş olan bina, milli bir heyecanın eseri olarak milletin katkısıyla tamamlanmıştır. 23 Nisan 1920 ile 15 Ekim 1924 tarihleri arasında I. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak kullanılan bina daha sonra Cumhuriyet Halk Fırkası Genel Merkezi ve Hukuk Mektebi olarak işlevini sürdürmüştür. 1952 yılında Maarif Vekaletine devredilmiş, 1957 yılında ise müzeye dönüştürülmek üzere çalışmalara başlanmıştır. Bina 23 Nisa...

ANKARA CUMHURİYET MÜZESİ

Resim
Kültürel ve tarihsel değeri olan nesnelerin toplanarak sergilendiği yerler olarak tanımlayabileceğimiz müzeler, toplumların bilim ve sanat ürünleri ile yer altı ve yer üstü zenginliklerini sergilemek amacıyla oluşturulmuş kurumlardır. Yüzyıllar boyunca toprak altında saklı kalmış tarihî eserlerin gün ışığına çıkarılarak sergilenmesi, toplumu oluşturan bireylerin geçmişi daha iyi tanımalarına olanak sağlar. Ayrıca müzeler, toplumu aydınlatmak amacıyla, insan soyunun gelişimi, doğa olaylarının oluşumu ve teknolojinin geçirdiği değişim gibi konularda araştırmalar yapan bilimsel merkezlerdir. Halkın beğenisinin yükselmesi ve eğitimi için de önemli katkıları vardır. Böylelikle, toplum yararına sürekli yönetilen kurumlar haline gelmişlerdir. Diğer bir deyişle, müzelerin iki önemli konusu vardır. Koleksiyonları sergilemek ve eğitim. Günümüzdeki müzelerin, özelikle özel müzelerin büyük bir bölümü etkinliklerini eğitim ve konferanslarla tamamlamaktadır. Kadim tarihi, kültürel kodları, ...

ANKARA DEVLET HEYKEL VE RESİM MÜZESİ

Resim
  Cumhuriyet ile birlikte yaratılacak yeni ve çağdaş kültürün bütün ülkeye yaygınlaştırılacağı ve örnek alınacağı yer Ankara ‘dır. Çağdaşı ve geleceği simgeleyecek Ankara’da, bu dönüşümün en iyi algılanabileceği yer ise, Ulus ile Çankaya arasında, Atatürk Bulvarı adını alacak olan ana yoldur. Arif Hikmet Koyunluoğlu’nun tasarımı olan anıtsal yapılar Çankaya’ya uzanan bu ana yol üzerinde, Atatürk Bulvarı'nın iki yanında, yerini almaya başlayacaktır. Atatürk Bulvarı’nı tamamlayan anıtsal yapılardan biri de Devlet Heykel ve Resim Müzesi olacaktır. Türk Ocakları Merkez Binası olarak, Arif Hikmet Koyunoğlu tarafından 1927 yılında projelendirilerek temeli atılan ve 1930 yılında tamamlanan Ankara Resim ve Heykel Müzesi, Ankara’nın Namazgâh Tepesi olarak bilinen alanına inşa edilmiştir. Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi’nin en güzel örneklerinden olan yapı Selçuklu, Osmanlı ve Çağdaş Türk Mimarisinin sentezini oluşturmaktadır. 1931 yılında Cumhuriyet Halk Fırkası'na devredilmişti...

ANKARA ETNOGRAFYA MÜZESİ

Resim
  Kültürel ve tarihsel değeri olan nesnelerin toplanarak sergilendiği yerler olarak tanımlayabileceğimiz müzeler, toplumların bilim ve sanat ürünleri ile yer altı ve yer üstü zenginliklerini sergilemek amacıyla oluşturulmuş kurumlardır. Yüzyıllar boyunca toprak altında saklı kalmış tarihî eserlerin gün ışığına çıkarılarak sergilenmesi, toplumu oluşturan bireylerin geçmişi daha iyi tanımalarına olanak sağlar. Ayrıca müzeler, toplumu aydınlatmak amacıyla, insan soyunun gelişimi, doğa olaylarının oluşumu ve teknolojinin geçirdiği değişim gibi konularda araştırmalar yapan bilimsel merkezlerdir. Halkın beğenisinin yükselmesi ve eğitimi için de önemli katkıları vardır. Böylelikle, toplum yararına sürekli yönetilen kurumlar haline gelmişlerdir. Diğer bir deyişle, müzelerin iki önemli konusu vardır. Koleksiyonları sergilemek ve eğitim. Günümüzdeki müzelerin, özelikle özel müzelerin büyük bir bölümü etkinliklerini eğitim ve konferanslarla tamamlamaktadır. Cumhuriyet ile birlikte y...

ANKARA ATATÜRK BULVARI

Resim
  Türkiye  Cumhuriyetinin kuruluşunun  ilk  yıllarındaki toplumsal ve mekânsal yapıdaki dönüşüm noktalarından ilki ve en önemlisi, Ankara’nın Başkent  olması kararıdır. Cumhuriyet ile birlikte yaratılacak yeni kültürün bütün ülkeye yaygınlaştırılacağı ve örnek alınacağı yer  Ankara ‘dır. Yeniyi, çağdaşı ve geleceği,  Ankara’daki toplumsal ve mekânsal dönüşümler belirleyecektir. Çağdaşı ve geleceği simgeleyecek Ankara’da, bu dönüşümün en iyi algılanabileceği yer ise Atatürk Bulvarıdır. 1920-25 yıları arasında; Türkiye Büyük Millet Meclisi ve milletvekilleri, hükümet yetkilileri, bakanlar, askerler, devlet memurları nedeniyle Ankara, plansız ve programsız olarak büyümüştür. Ankara ‘daki imar denetimini sağlamak amacıyla yapılan bir çok plan denemesinden sonra geniş ve kapsamlı bir Ankara planı için, 1927 de, Uluslararası bir yarışma düzenlenir.  Uluslararası yarışmayı kazanan ünlü Alman Şehir Mimarı Hermann Jansen, 1928-32 yı...

ESKİ ANKARALILARIN SOSYAL YAŞAM MERKEZİ ULUS

Resim
Genç Cumhuriyet sonrası Ankara'da, başta Taşhan olmak üzere meydanlar, sokaklar, sanat ve kültür mekânları modern bir kent kurgusuna uygun olarak biçimlenmiş, kentte halkın birbiri ile temas edeceği açık alanlara özel bir önem verilmiştir. Bu dönemde politik bir merkez olan Ulus’un sosyal bir merkez haline gelmesinde, Taşhan'ın yanı sıra Ankara Palas'ın önemli bir yeri vardır.  1928 yılında İstasyon Caddesi üzerinde Cumhuriyet yöneticileriyle yabancı ülke temsilcilerinin bir araya gelebileceği bir yer olarak açılan Ankara Palas İkinci Türkiye Millet Meclisi binasının karşısında yerini alır. Ankara'ya gelen önemli yabancı konuklar kadar yönetici, bürokrat ve aydınlar için de vazgeçilmez bir sosyal mekândır Ankara Palas. 1930’larda yeni aktivitelerle hizmet alanını genişletmiş, periyodik konserler düzenlemeye, pavyonunda her gece yabancı artistlerin yer aldığı programlar sergilemeye, birçok batı şehrinde kendisine şöhret yapmış bir orkestrayı bünyesine alarak, her ...

TAŞHAN'DAN ULUS MEYDANINA

Resim
Küçük bir bozkır kasabası iken koca bir ülkenin Başkenti olan Ankara’nın en eski semti Ulus’un tarihi yapısının hikâyelerini ve mimarisini, ancak aktif çalışma hayatım bitince öğrenmeye başladım. Kadim Ankaralılar bilir. Eski Ankara Taşhan Meydanıydı, Taşhan Ankara’nın ilk merkeziydi. Taşhan; Genç cumhuriyetin, başta meclis binası olmak üzere, kamu binalarının yer aldığı bir açık alandı. Aslında Taşhan meydan değil, mezarlıkların olduğu bakımsız bir açık alandı. Anadolu Demiryolu Şirketi'nin ilk treni 27 Kasım 1892 tarihinde Ankara'ya ulaşmış, İzmit-Ankara Hattı'nın İnönü-Ankara Bölümü de Eylül 1893'te tamamlanmıştı. Demiryollarıyla Ankara'ya gelen yetkililer ve yabancı konukların karşılanabilmesi için, konaklama yeri olarak ''Taşhan'' Ankara Valisi Abidin Paşa’nın mektupçusu İsmail Bey tarafından,1895-1902 yılları arasında yaptırılmıştı.  Önündeki açık alan da Taşhan Meydanı olarak anılmaya başlamıştı.  Demiryollarına bağlı olarak, ith...

ANKARA KUTSALI HACIBAYRAM TEPESİ

Resim
Ankara denilince ilk akla gelenler Ana Tanrıça Kybele ile Friglerin ilk kralı Gordios’un oğlu Midas’tır. Ankyra’nın kurucusu olarak tanrılaştırılmışlardır. Anadolu’da Tarih, bir yeryüzü tanrıçası olan Ana Tanrıça ile başlamıştı. Binlerce yıl varlığını koruyan ve etkisini nesillerden nesillere aktaran Ana Tanrıça halkların mayasıydı. O, göklerde değil, yerde insanların yanı başındaydı.  Dokundukları, gördükleri, kokladıkları hayranlık duydukları her şeydi. O, sadece insanların değil; toprağın, suyun, çiçeklerin, kuşların ve böceklerin de tanrıçasıydı. Doğanın ta kendisiydi Ana Tanrıça. Bir ilkçağ çiftçisi evinin bir köşesine koyduğu Tanrıça heykelini izlerken onu görüyordu. Tıpkı bir orta çağ ermişinin aynada kendine bakarken tanrıyı görmesi gibi. Frigler ve Frigli rahipler, Midas ve Kybele’ye olan saygılarının kanıtı olarak, Kybele’nin daha önce konakladığı tepeye, bir tapınak yaptılar. Helenistik ya da sonrasında yapıldığı düşünülen tapınağın bulunduğu tepe, günümüzde Agus...

ANKARA DAHA ÇOK ALTINDAĞ'DIR

Resim
Ankara'nın ilk çekirdeği Ankara Kalesi ve kaleyi de içine alan Altındağ’dır… Öyledir çünkü, Altındağ’daki tarihi yapılar ve anıtlar Ankara’nın kent kimliğinin en önemli unsurlarıdır. Bu nedenle Ankara’yı Ankara yapan tüm değerler Altındağ’dadır.  Türkiye Cumhuriyet'inin kuruluş yıllarındaki Ankara'sının ''Gözbebeği'' İlk Meclis burada, Ankara Kalesi burada, Hacı Bayram burada, Çengel Han ve Vehbi Koç'un bakkal dükkânı bile burada, Altındağ İlçesi sınırları içindedir. Ankara'yı tanımak için Altındağ İlçesi'nin tanınması gerekiyor. Böylelikle, Ankara'ya adını veren Friglerin ünlü kralı Midas'a kadar nostaljik bir gezi yapma olanağı da doğar.   Friglerin Ankara'da; öncelikle Hacıbayram Tepesi, Ogüst Mabedi, Hamamönü, Çankırıkapı bölgesiyle Fidanlık arasında yerleştikleri anlaşılmaktadır. Kente adını veren Kral Midas, M.Ö. 719-707 yılları arasında Gordion'da hüküm sürmüştür. İlk yerleşim merkezi olmaya başladığı yıllardan iti...

CUMHURİYET DÖNEMİNDE ANKARA

Resim
  Payitaht İstanbul’dan Başkent Ankara’ya, İmparatorluktan Cumhuriyete giden ve 19 Mayıs 1919’da başlayan süreçte, Ankara hem işgalden kurtarılmanın karar merkezi hem de yeni kurulan devletin çağdaşlaşma atılımlarının merkezi olmuştur. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisini açıp, çocuklara armağan ettikten sonra, 13 Ekim 1923 tarihinde ‘’Türkiye Devleti’nin başkenti Ankara şehridir.’’ Kanun maddesi kabul edilmişti.  Bu tarihten sadece 16 gün sonra, 29 Ekim 1923 Pazartesi günü ‘’hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir’’ dendikten sonra doğan devletin adının ‘’cumhuriyet’’ olduğu kabul edilmiş ve ülkeye duyurulmuştu. Ankara’nın ‘’Başkent’’ ve Yeni Türkiye Devleti’nin yönetim şeklinin ‘’Cumhuriyet’’ olduğu Nutuk’ta Mustafa Kemal tarafından bu şekilde belirtilmişti.  Belirtilmişti ama hiç kimse yoksulluklar içinde, sosyal yaşamı olmayan, evsiz, yolsuz, elektriksiz, susuz ve kıraç bu Anadolu kasabasını benimsememişti.  Yabancı devletlerin büyük bir bölümü...