ANKARA GENÇLİK PARKI
1963 yılında tanımıştım Gençlik Parkı’nı.
1940-1950'li yılların en gözde eğlen dinlen mekânlarındandı. Hem belleğimin derinliklerinde yer almış olması hem de Genç Cumhuriyetin Sosyal Yaşam Merkezlerinden biri olması nedeniyle yazmalı ve sizleri geçmişe götürmeliydim.
Parktaki gölet ve etrafındaki dinlenme yerleri, çay bahçeleri ve gazinolar, bir anlamda güncel sosyal yaşamın karşılaşma ve buluşma mekânları olarak kurulmuştu.
Bu eğilim kendini epeyce bir süre taşımış, Ankara için geleneksel bir kullanım özelliğine doğru geliştirmişti.
Ankaralıların yanı sıra benim hafızamda da Gençlik Parkı; kent içi dinlenme yeri, nikâh salonu, Göl Gazinosu, Zeki Müren’in ve meşhur sanatkarların izlendiği gazinolar, göl kenarı çay bahçeleri, sandalla gölde dolaşma eylem ve görüntüleri ile yüklenmişti.
Göletin kenarındaki banklardan birine, Göl Gazinosu ve sanatçıların seslerini duyacak şekilde, bazen yalnız bazen de arkadaşlarla otururduk.
Akşamları oturduğumuz bu banklarda, suda yansıyan gökkuşağı renklerini, gazinodan gelen popüler müzik seslerini dinleyerek hayallere dalardık.
Hayallerimizde parlak gelecek günlerimiz olurdu. Bazı akşamlarda da vatanı ve milleti kurtarmak için projeler üretirdik.
Bazen de Genç Cumhuriyetimizi kuruluş yıllarına, bozkır olan Ankara’nın ilk günlerine yolculuk yapardık.
Daha ilk yıllardan itibaren, Ankara’nın genişlemesinin, güneyde Yenişehir ve Çankaya Köşküne doğru; doğuda ise Cebeci ve Dikimevi tarafına doğru olması düşünülmüştü.
Bütün çağdaş başkentlerde olduğu gibi, batılı kentlerde var olan “Kent Parkları” Ankara’da da yaratılmak istendi.
Osmanlının Başkenti İstanbul bu bakımdan oldukça zengin bir kent idi. Emirgan Korusu başta olmak üzere Hıdiv Kasrı, Beykoz Kasrı, Maslak Kasırları, Ihlamur Kasrı, Aynalıkavak Kasrı ve sayamadığımız nice koru ve kasırlar kent parklarının bir parçası olarak yerini almıştı. Cumhuriyetin Başkenti Ankara da üzerine düşeni yapmalı idi.
Gençlik Parkı projesi, aynı zamanda, 1923’ten başlayan ve sürekli hale gelen kentleşme hareketinin bir devamı olacaktı.
Bu yaklaşımla, modern bir kentte olması gereken, su ve yeşil birlikteliğini hayata geçirmek üzere inşa edilmiş ilk alan Gençlik Parkı’dır.
Kentin Ulus’tan Kızılay’a gelişme yönünde 28 hektar bir alanda yer alan Gençlik Parkı, İncesu Deresi’nin ıslah edilmesi ile oluşturulan havuzu ile Ankaralılara her alanda eşsiz deneyimler sunan bir mekân haline gelmişti.
Parkın havuzu içinde yer alan iki adadan birisi eğlence amaçlı kullanılan Göl Gazinosu idi. Kullanıma açıldığı tarihten başlayarak batı tarzı müzikli programların yapıldığı bir mekân olan gazino, 1950’li yıllarda dönemin politik tercihlerine bağlı olarak batı tarzı müziğin yanı sıra alaturka müziğin de dinlenebildiği bir yer haline gelmişti.
Yapımına 1936 yılında başlanmış olan Gençlik Parkı 19 Mayıs 1943 tarihinde hizmete açılmış, 1944 yılında 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları için havuzunda yüzme, kürek ve yelken yarışları düzenlenmişti.
Parkın içinde, 1951 yılında Lunapark kurulmuş, 1957 yılında Mehmetçik ve Efe adlarıyla parkı dolaşan iki minyatür tren hizmete girmişti.
Gençlik Parkı kısa sürede Başkentlilerin sosyal yaşamında önemli bir yere oturur. Hafta sonu aktiviteleri, memur ailelerinin gazino ve piknik keyifleri giderek yeşeren bu büyük havuzlu parkın etrafında sürmeye başlar.
Semaverde çay keyifleri, İstanbul’un en gözde ses sanatçıları parktaki Gar Gazinosu’nda, Başkent’in ilk sahiplerini ağırlar.
Parkın büyük havuzundan sandallarla gezmek dışında yüzmek ve diğer sportif etkinlikler için de yararlanılır.
1960′lı yılların başına kadar havuzda su sporları yapılıp, konserler verilmekteydi. Ayrıca havuz çevresindeki aile gazinolarında dönemin en ünlü Türk Sanat Müziği solistleri program yapmaktaydı.
Bu programlardan bazılarına katılma ve izleme olanağı bulmuştum. 1974 yılında, kayıkla gezilebilen havuzdaki Göl Gazinosu’nda ünlü solistlerin programlarını izlediğimi anımsıyorum.

Yorumlar
Yorum Gönder