TAŞHAN'DAN ULUS MEYDANINA


Küçük bir bozkır kasabası iken koca bir ülkenin Başkenti olan Ankara’nın en eski semti Ulus’un tarihi yapısının hikâyelerini ve mimarisini, ancak aktif çalışma hayatım bitince öğrenmeye başladım.

Kadim Ankaralılar bilir. Eski Ankara Taşhan Meydanıydı, Taşhan Ankara’nın ilk merkeziydi.

Taşhan; Genç cumhuriyetin, başta meclis binası olmak üzere, kamu binalarının yer aldığı bir açık alandı. Aslında Taşhan meydan değil, mezarlıkların olduğu bakımsız bir açık alandı.

Anadolu Demiryolu Şirketi'nin ilk treni 27 Kasım 1892 tarihinde Ankara'ya ulaşmış, İzmit-Ankara Hattı'nın İnönü-Ankara Bölümü de Eylül 1893'te tamamlanmıştı.

Demiryollarıyla Ankara'ya gelen yetkililer ve yabancı konukların karşılanabilmesi için, konaklama yeri olarak ''Taşhan'' Ankara Valisi Abidin Paşa’nın mektupçusu İsmail Bey tarafından,1895-1902 yılları arasında yaptırılmıştı. 

Önündeki açık alan da Taşhan Meydanı olarak anılmaya başlamıştı. 

Demiryollarına bağlı olarak, ithalat ve ihracatın gelişmesiyle, Taşhan Meydanı merkez olmak üzere, öncelikle Taşhan konaklama yeri ile İstasyon arasındaki yol düzenlenmişti.

Taşhan Meydanı, Cumhuriyet sonrası politik ve bürokratik merkez özelliklerinin yanı sıra açılan sinema, pastane, bar ve diğer mekânlar ve kentsel açık alanlar ile aynı zamanda sosyal bir merkez haline gelmişti.

Meydana Ulus Atatürk Anıtı  konulunca, Taşhan Meydanı, Hâkimiyet-i Milliye yani Ulus adını alacaktı.

Ulus’ta ilk yıllardan başlayarak meydanlar, parklar, resmi yapıların bahçeleri ile modern ve yeni yaşamı yaygınlaştıracak çeşitli aktiviteler için kullanılmaya başlanmıştı.

Bu açık alanlardan en çok bilineni Ankara Palas, Merkez Bankası ve Bankalar Caddesi üçgeninde kalan Millet Bahçesi’dir.

Akasya ağaçları, ortasındaki havuzu ve ahşap sinema binası ile Ulus Ankaralıların çeşitli kutlamaları yaptığı meydandı artık.

Sakarya Meydan Savaşı zaferi, ilk İşçi Bayramı ve bando dinletileri için yoğun olarak kullandıkları yerdi.

Törenlerin izlenme yeri, milletvekillerinin ve bürokratların dinlenme mekânı olan Millet Bahçesi’nde sinemaseverler için her gece yapılan film gösterimleri büyük ilgi çekmişti.

Millet Bahçesi 1924 yılında kurumsal bir işleyişle yenilenmiş, kare biçiminde sahnesi olan, localı sinema binasında tiyatro temsillerine, dahası Büyük Orkestra’nın Ankara’daki ilk konserine de ev sahipliği yapmıştı.

Bahçede bu etkinliklerin yanı sıra modern ve yeni yaşamın yaygınlaşması ve sergilenmesi amacıyla özel günlerde hafif müzik eşliğinde gençler dans etmekte, yaşlılar Türk Müziği konserleri dinlemekteydi.

Ankara’nın ilk çiçekçisine de ev sahipliği yapan Millet Bahçesinde, Atatürk’ün de sıklıkla gittiği bir lokanta ve çay bahçesi de bulunmaktaydı.

1925 yılında Fresco Bar adıyla açılmış olan lokanta o yıllarda bir buluşma mekânı olarak Ankara’nın sosyal yaşamına damga vurmuştu.

Millet Bahçesi 1926 yılında kapatılmış, bahçenin bir kısmına, 1933 yılında sıra dükkânlardan oluşan Şehir Çarşısı yapılmıştı. 

Ankara’da yaşamı renklendiren kentsel açık alanların bir diğer örneği ise T.B.M.M.’nin o zamanki ikinci binasının halka açık bahçesidir. Kademeli şelaleleri olan havuzların, heykellerin yer aldığı bu bahçede bulunan sahnede konserler verilmekte, her hafta tekrarlanan bu konserlere Ankaralılar büyük ilgi göstermekteydi.

Meydandaki Ulus Cumhuriyet Anıtı, Yenigün Gazetesi’nin öncülüğünde, Türk halkının ulu önder Atatürk'e bir vefa borcu olarak yaptırılmıştı.

Türk hükümetince açılan uluslararası yarışmanın birincisi Avusturyalı sanatçı Heinrich Krippel’e 1925 yılında sipariş edilmişti.

Viyana’da, Birleşik Maden İşletmeleri’nde döktürülen heykel, 24 Kasım 1927’de bir törenle Sümerbank Binası önündeki meydana dikilmiş ve meydanın genişletilmesi sırasında ilk yeri değiştirilerek bugünkü yerine taşınmıştı.

Ulus Atatürk Anıtı'nın ön ve arka cephelerinde yer alan figürler arasına yerleştirilmiş ana kaidede, asker giysileri içindeki Atatürk, Sakarya adlı atı üzerinde gösterilmişti.

Kaide üzerindeki kabartmalarda Türk halkının kökeni, kazandığı Kurtuluş Savaşı, Atatürk’ün Ankara’ya gelişi gibi konular anlatılmıştı.

Yeni Gün adıyla da bilinen anıtın dört yanında, taş kaideler üzerinde bronz dökümden dört figür bulunmaktadır.

Bunların ikisiyle ülkesini koruyan ve gözeten Türk askeri Mehmetçik betimlenirken diğer ikisi Türk kadınını, halk arasında ulusal dayanışmanın kahramanı “Kara Fatma” olarak bilinen mermi taşıyan kadın anayı betimlemektedir.

Eski Ulus Meydanı, kentin ilk kamusal mekânı olarak, Eski Ankaralılar ile Yeni Ankaralıların buluşma ve toplanma yeriydi.

Her iki grup da, 1940’lara dek Ulus’u merkez olarak kullanmış, gündelik uğraşlarını burada sürdürmüş, çeşitli tören ve kutlamalarla Cumhuriyet coşkusunu burada birlikte yaşamışlardı.

Başta Taşhan olmak üzere, birkaç küçük konaklama yerinin olduğu Ankara’nın başkent oluşunun ardından konaklama yerleri artmaya başlamıştı.

Ankara bürokratlarının ve ailelerinin bir araya geldiği, yemek yiyip sohbet ettiği, yabancıların uğradığı, resmi toplantıların yapılıp, politik kararların alındığı çok amaçlı mekânlar 1928'den sonra çoğalmaya başlamıştı.

1928 yılında: Taşhan’ın yıkılarak yerine yeni ve modern bir banka binası yapılması için proje yarışması açılmıştı.

Ankara İmar Planı Danışmanı olan Prof. Hermann Jansen'nin itirazlarına rağmen Taşhan yıkılmıştı.

Tren garından gelen aksın bakış açısını oluşturacak şekilde tasarlanıp, dairesel formdaki yeni yapıda, modern mimari anlayışı uygulanmış, bittiğinde, Ankara’nın en modern binası ortaya çıkmıştı.

Yapının eliptik giriş holü, en etkileyici bölümüdür. Bu giriş holüne, anıtsal bir merdivenle ulaşılan ana kapıdan girilirdi. Merdivenin üstü dairesel bir saçak ile kapatılmıştı. 

Eliptik giriş holüne göre simetrik olarak planlanmış olan yapı, arkaya doğru genişleyerek açılmış, öndeki Sümerbank satış mağazası ve banka kısmı alçak düzenlenmişti. 

1988 yılında özelleştirilen Sümerbank anıtsal binası günümüzde, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi ana yerleşkesi olarak kullanılmaktadır.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

TARİH KOKAN KENT POLATLI

ANKARA CUMHURİYET MÜZESİ

BİZANS VE DOĞU ROMA DÖNEMİNDE ANKARA